Kadınlarda HPV, cinsel yolla bulaşan ve en sık görülen hastalıklardan biridir. HPV virüsü incelendiğinde, mukozal yüzeyleri ve cildi enfekte eden, yüzün üzerinde çeşide sahip bir virüs olarak bilinmektedir. Cinsel olarak aktif kadınlarda yaygın biçimde görülmektedir. Araştırmalar değerlendirildiğinde, cinsel açıdan aktif kadınların %80’inden fazlası hayatlarının bir döneminde HPV virüsüyle karşılaşmaktadır.
Pek çok HPV enfeksiyonu oldukça sinsi şekilde, belirti vermeden geçmekte ve uzun süre belirti vermediği ifade edilmektedir. Bununla birlikte virüsün belirti vermemesi, tehlike oluşturmadığı anlamına gelmemektedir. Genital siğiller, rahim ağzı hücrelerinde normalin dışında değişimler ve kanser türlerine yol açabildiği için bu yönde bilgilenmek ve geç kalmamak önem taşımaktadır. HPV virüsünün kendisini yok etmek mümkün olmasa da neden olduğu durumlar, Op. Dr. Çağlar Yazıcıoğlu tarafından tedavi edilmektedir.
HPV Virüsünün Teşhis ve Tedavi Yöntemleri
HPV virüsünün teşhis ve tedavi yöntemleri; genel olarak muayene esnasında görülen siğillerden parça ya da bu tip bir lezyon bulunmuyorsa vajinal veya servikal akıntıdan sürüntü alınması ve alınan örneklerde HPV virüsüne ait DNA’ların teşhis edilmesiyle ortaya konabilmektedir. Virüs varsa bu yolla hangi çeşit olduğu da belirlenmektedir. Yüksek riskli HPV virüsü de bu yolla teşhis edilmektedir. Yüksek riskli bir HPV virüsü varlığı belirlendiyse doktora başvurulması hayati öneme sahiptir.
Teşhis için yapılan rahim ağzı smear testi, HPV virüsünün sebep olabileceği hücresel değişiklikler belirlenerek enfeksiyon net olarak teşhis edilmektedir. Virüsün belirti vermeme ihtimali göz önünde bulundurulup serviks kanserine ilerlemeden teşhisin konulması ve daha ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilmesi sağlanmaktadır. Bu yönde gerekli önlemlerin alınması için düzenli şekilde HPV testi ya da Servikal Pap Smear testi yaptırılması yaşanabilecek daha büyük sorunların önüne geçmenin en önemli adımıdır. Özellikle 30-65 yaş kadının 5 senede bir bu testi yaptırması tavsiye edilmektedir.
HPV Virüsüne Dair Belirtiler
HPV virüsü belirtileri çoğu zaman fark edilmez ve kişiler uzun yıllar bu virüsle yaşayabilmektedir. Herhangi bir şikayete neden olmadan, görünen herhangi bir fiziksel belirti olmadığı için kişiler kendilerini uzun yıllar sağlıklı zannedebilmektedir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda HPV virüsüne dair belirtiler fiziksel olarak görülmeye başlayabilmektedir. En sık görülen fiziksel belirti, genital bölgede oluşan siğillerdir. Genital siğiller ağrısız ve acısız olduğundan, kişiler bundan rahatsızlık duymayabilmektedir. Kaşıntı, tahriş veya rahatsızlık hissi olduğunda kişiler işin ciddiyetini anlayabilmektedir.
Virüsün belirtileri kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Bazılarında küçük ve fark edilmeyen lezyonlar görülebilirken bazılarındaysa yaygın siğiller görülebilmektedir. Bu farklılığın nedeni, kişinin bağışıklığının kuvveti ve taşıdığı HPV virüsünün çeşididir.
Pek çok kişinin HPV virüsünün nasıl anlaşılacağı ve HPV virüsüne yakalanıp yakalanmadığına dair aklında soru işareti olabilmektedir. Bu virüsü her zaman sadece gözle görmek mümkün değildir. Özellikle yüksek riskli HPV çeşitleri değerlendirildiğinde siğil oluşumu olmadan virüsün varlığı da tespit edilmektedir. Bu doğrultuda erken teşhis için jinekolojik muayeneler ve HPV testlerinin ihmal edilmemesi yadsınamaz öneme sahiptir.
Kadınlarda HPV Belirtileri
HPV virüsü, pek çok insanda olduğu gibi pek çok kadında uzun zaman sinsice ilerleme potansiyeline sahiptir. Bazı kadınlarda hiçbir belirti vermezken bazılarında türlü semptomlarla karşılaşmak mümkündür.
Kadınlarda HPV belirtileri şunlar denebilir:
- Genital siğiller
- Kaşıntı, hassasiyet ve tahriş
- Cinsel ilişki esnasında rahatsızlık
- Vajinada anormal kanama
- Vajinada anormal akıntı
Kadınlarda HPV virüsü, genelde uzun süre belirti vermeden ilerlediğinden, enfeksiyonun fark edilmesi zor olabilmektedir. Bazı HPV çeşitleri genital siğillere ve rahim ağzında hücresel değişikliklere neden olabilmektedir. Bu değişikliklerin kanser riski taşıdığını da belirtmek gerekir. Her ne kadar tek başına kanserleşmese bile kanserleşme ihtimalinin sıfır olmadığını söylemek mümkündür.
Bağışıklık sistemi güçlü olan kadınlarda HPV virüsünün kendinden temizlendiği görülmektedir. Virüsün vücuda alınmasından sonra iki yıl içinde %90’ının temizlendiği belirtilmektedir. Bu da pek çok insan ve özellikle kadınlar için virüsün geçici olduğu anlamındadır. Burada en önemli konu, her vakada durumun aynı olmadığının farkındalığıdır. Bazı kadınlarda enfeksiyon kalıcı hale geldiğinde ileride ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmak olasıdır.
Pek çok kadın virüs belirti göstermediğinden, enfeksiyonu taşıdığını tarama testi yaptırdığında öğrenebilmektedir. Bu nedenle belirti olmasa dahi düzenli sağlık kontrolü yaptırmanın önemi büyüktür. Genital bölgede anormal bir oluşum ya da beklenmedik bir durum söz konusu olduğunda bunun HPV virüsüyle bağlantılı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle cinsel hayatı olan kadınlar için risk faktörünün büyük olduğu göz ardı edilmeden Op. Dr. Çağlar Yazıcıoğlu gibi kadın sağlığı üzerine uzmanlaşmış kişilerden destek alınmalıdır.
HPV Virüsünün Kadın Sağlığı Üzerinde Etkileri
HPV virüsünün kadın sağlığı üzerinde etkileri, pek çok faktöre bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Enfeksiyonun kalıcılığı, tipi ve yol açtığı lezyonlar bu konuda önemli bir yere sahiptir. Pek çok kadın fark etmeden bu sağlık sorununu atlatabilirken bazıları içinse önemli sağlık müdahalelerini gerektiren sonuçlar görülebilmektedir.
Devam eden bir HPV enfeksiyonu varsa bunu gerektirdiği düzenli takipler, kadınlar için bazı zamanlarda zahmetli olabilmektedir. İşin bir de psikolojik boyutu göz önünde bulundurulduğunda, yaşam kalitesinin giderek düşmesi kaçınılmazdır. HPV virüsünün yol açtığı kanserlerden biri gelişirse düzenli kontrollerle ortaya çıkabilecek değişimlerin erken yakalanması, kadın sağlığı üzerindeki olumsuz durumları en aza indirgemektedir.
HPV enfeksiyonun yol açtığı kanser türlerinin en önemlisi, rahim ağzı kanseridir. Bu kanser türü kadınlar için büyük bir tehdit oluşturmakla birlikte önlenebilir bir kanser olmasıyla da korkmadan tedavi edilebilmektedir. Gerek tarama programları gerek HPV aşısıyla rahim ağzı kanserinde belirgin şekilde azalma görülmektedir.
HPV virüsü, erkeklerde penis kanseriyle de ilişkilidir. Penis kanserlerinin hemen hemen yarısı HPV virüsüyle ilgilidir. Bu durum kadınlarda doğrudan bir etki oluşturmasa bile cinsel partner sağlığı açısından oldukça önemlidir. HPV virüsünün bulaşı, çift taraflı bir süreç olarak erkek partnerdeki virüs kadın için ciddi sağlık riski oluşturmaktadır. Virüs erken devrede teşhis ve tedavi edildiğinde bu kanser türleri haricinde vulva, baş ve boyun ve diğer jinekolojik kanserler önlenebilmektedir.
HPV Virüsünde Tedavi Yaklaşımı
HPV virüsünü tamamen yok edecek bir ilaç bulunmamaktadır. Bu virüste tedavi yaklaşımı genel itibariyle kişilerin yaşına, klinik bulgulara ve mevcut sağlık durumuna göre değişiklik göstermektedir. Tedavinin temel amacı, oluşan lezyonların kontrol altına alınmasıdır. Komplikasyonlar önlenerek ve düzenli takip yapılarak virüsün açabileceği daha büyük sorunların önüne geçilebilmektedir.
Bağışıklık sistemi normal çalışan kişilerin en az %80 oranında vücutlarından virüsün atılacağını söylemek mümkündür. Virüsün temizlenmesi şansa bırakılmadan tedavi sürecinde virüsün yol açtığı lezyonlara özel tedavi planı oluşturulmaktadır. Siğillerin cerrahi operasyonla çıkarılması, yakılması, dondurulması veya ilaçlarla ya da özel kimyasallarla tedavisi planlanmakta ve hızla gerçekleştirilmektedir. Siğillerin sebep olduğu kanser öncüsü lezyonların oluşumu tespit edildiyse bunlara yönelik takip ve gerektiğinde cerrahi operasyon planlaması vakit kaybetmeden yapılmaktadır.
HPV Aşısının Uygulanması
HPV aşısı, virüse karşı birincil derecede koruyuculuk sağlamaktadır. Virüsün sebep olduğu rahim ağzı kanseri ve genital siğilleri önlemek amacıyla uygulanmaktadır. Uygulanan bütün HPV aşıları, rahim ağzı kanserine sebep olan virüs çeşitlerine karşı koruma sağlamaktadır.
Kadınlar için HPV aşısı, genelde cinsel yaşam başlamadan önce uygulandığında daha faydalı olmaktadır. Daha ileri yaşlarda da doktor değerlendirmesiyle yapılmasında sorun yoktur. Yaş ve aşı tipine göre 2 veya 3 doz uygulanabilmektedir. Bazı durumlarda, HPV virüsü tespit edildiğinde de aşı uygulaması yapılabilmektedir. Kişiler bir HPV tipinin taşıyıcısıyken diğer tiplere karşı korunmayı isteyebilmektedir. Doktor değerlendirmesiyle yeni enfeksiyona karşı aşı yoluyla koruma sağlanabilmektedir.